HK Kitap Bülteni, Sayı 03, Ağustos 2018
Keyifli okumalar...
Harun Kaban, harunkaban.com
harunkaban@yandex.com
05426573801

Sayfa aralarında kalan anılar...

Hayattan insana bazen, ömrünün geri kalanında hep oralarda bir yerde duracak “sızılar” kalıyor. Koruyamadığınız soluk, belli belirsiz bir fotoğraf koruyamadıklarınızla çıkıp gidiyor hayatınızdan, yerine derin yaralar, ince sızılar bırakıyor.

Hayat acımasızdır, eşya ise daha acımasız. Zulmeder, zulmünü tüm hayatınıza gram gram yayar, santim santim eksiltir ömrünüzü.

Eşyaya yüklediğiniz anlamlar eşyadan kaynaklanmaz. İmanınız, korkularınız, umutlarınız gibi beynimizin bize oynadığı oyunlardan biridir sadece eşyaya yüklediğimiz anlamlar.

Dedenizin, dar-ı bekaya intikal ettikten sonra size kalan saati sanki 30 yıldır onun kolunda işlemiyormuş gibi, hiç teklemeden sizin kolunuzda işlemeye devam eder. Dedenizin ömrünü azaltan tiktaklar artık sizin nabzınızın üstünde atmaya başlar. Demez ki o zalim saat, yahu 30 yıldır beni taşıyan adam gitti, biraz yasını tutayım, az bi durayım da sonra yeniden başlayayım mütevarisimin ömrünü eksiltmeye, işler zalim durmaz.

Bir ayracın yokluğunda oraya sıkışmış, asli vazifesinin yanında bir kitabın sayfalarını ikiye bölmek görevini bir süre ifa etmiş bir “şey” insan hayatında nasıl bir “yokluk”a denk gelebilir ki? Öyle olmuyor işte. Okumayı yarım bıraktığım bir kitabı aldım elime uzun bir zaman sonra, arasından bir “şey” süzülüp düştü kucağıma. Sandım ki onu da hayatımdan çıkarırsam sızısını da söker atarım. Yanlış karar, o “şey” de çıktı gitti hayatımdan ama sızısı kaldı olduğu yerde.

“İyi edebiyat” her zaman o kadar da uzağınızda olmuyor, bazen bir dostunuzla mesajlaşmanızın arasına sıkışıyor, fark edebilirseniz işte orada öylece duruyor: “Hakiki acılar geçmiyor ki zaten, sadece hafifliyor!” Edebiyatı iyi insanlar biriktirmek gerekiyor bazen hayatı anlamak, anlamlandırmak için.

Eşyaya güvenmeyin, sizi terkeder anlamını ve sızısını geride bırakıp, dönüp de arkasına, gözünüzün yaşına bakmaz...

Harun Kaban

0

İkinci Yeni'nin Büyük Aşkı: Tomris Uyar

Herkesin aşık olduğu ama kimsenin olmayan bir kadın…

Böyle kadınlar vardır, girdiği hayatın merkezi haline gelip, çıktığı hiçbir hayatın eskisi gibi kalmadığı kadınlar…

Tomris aşık olduğu adamla, Ülkü ile evlendi. Bir bebekleri oldu fakat bebekleri talihsiz bir kaza sonucu hayatını kaybetti, atlatamadılar; bu “küçük” ölüm çiftin evliliğinin de sonu oldu.

Kendisine aşık olan başka bir adamla, Cemal’le bir ilişkiye başladı. O hayatın da merkezine, istemese de yerleşti. Sonra sevgilisine “benden başka hayatın da olmalı” dedi. Sevgilisi artık eve daha geç gelmeye başladı, halbuki aslında yine erkenden geliyordu ama apartmanın merdivenlerinde oyalanıp geç bir saatte kapıyı çalıyordu. Tomris bu hayattan da çıktı.

Kendisine aşık olan başka biri, Turgut girdi hayatına, o zamana kadar sık yazmayan adam Turgut, Türk Edebiyatı’nın en güzel şiirlerini yazmaya başladı. Tomris bu hayatın da merkezine yerleşti. Bir süre devam eden bu durum Tomris’in o hayatta da fazla kalamamasına neden oldu, o hayattan da çıktı.

Ona aşık olan bir başka adam Edip, belki de Tomris’i en güzel anlatan dizeleri yazdı:

“Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç

Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de

Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle

Gördüm de

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.”

Herkesin aşık olduğu bu kadın olmada Türk Edebiyatı ve hepimiz biraz eksik kalacaktık ama o hiçkimsenin olmadı.

O olmasa, belki de İkinci Yeni olmayacaktı. Ülkü Tamer’in, Cemal Süreya’nın, Turgut Uyar’ın, Edip Cansever’in hayatından ve onların şiirlerinde hislerini bulan hepimizin hayatından bir Tomris geçti ve 2003’te kanser onu hepimizin hayatından aldı götürdü.

Herkes ona aşıktı ama o hiçkimsenin olmadı.

Instagram'da gör
0

Romanların "Kamera Arkası"

Filmlerin kamera arkasını izlemeyi sever misiniz? Benim en sevdiğim şeylerden birisidir, nasıl yapılıyor, neler yaşanıyor görmek çok ilginç bir deneyim oluyor. Aynı şekilde, filmlerin oluşma süreçlerini de merak ederim, o yüzden yönetmenlerin yazdıklarını, röportajlarını veya çektikleri fotoğrafları mutlaka incelerim.

Mesela Nuri Bilge Ceylan ilk önce fotoğrafçıdır, filmleri de bir nevi fotoğraflarının hareketlendirilmiş hali gibidir… Yine müthiş yönetmen Abbas Kiarostami aynı zamanda harika bir fotoğrafçıdır.

Peki romanların “kamera arkası”nı hiç merak ettiniz mi? Filmlerin kamera arkası görüntülerinden çok daha ilginç bir serüvendir aslıda. Orhan Pamuk’un farklı zamanlarda yayınlanmış kısa yazı, deneme, hikaye ve röportajlarından oluşan Manzaradan Parçalar müthiş bir okuma oldu benim için. Tam anlamıyla Orhan Pamuk romanlarının kamera arkası gibi… Nelere dertlendiği, neleri okuduğu, neleri yazdığı ve yazmak istediğine dair birçok ipucu, bazı romanlarının oluşum aşamalarını yakalayabiliyorsunuz.

Orhan Pamuk romanlarının kamera arkasını merak ediyorsanız, Manzaradan Parçalar’ı mutlaka okuyun.

0

Rus Edebiyatı'nı nasıl okumalıyız?

Ara ara notlarımı paylaştığım rus Edebiyatı Okumaları'na devam ediyorum. Notları daha sistematik bir şekilde paylaşmak için hazırlık yapıyordum, nihayet bu sayı itibariyle okumalar sonrası notları paylaşacağım düzenli olarak.

Rus Edebiyatı okumaya başlamadan önce kronolojik bir sıra yaptım. Edebiyatçıları ve eserlerini kronolojik olarak sıraladım, bu sıraya blogumdan ulaşabilirsiniz. Blogdaki listede okuduğum ve hali hazırda okumakta olduğum kitapları da güncelliyorum.

Bu okumaya paralel Rus Tarihi de okumak gerekiyor. Eserlerin geçtiği dönemlerin önemli olaylarını, savaşları, ülkenin ekonomik ve kültürel durumunu, tartışmalarını da okumak eserleri okurken derinleşmeyi sağlıyor. Aksi takdirde okuma yavan kalabilir. Nitekim daha öncesinde okuduğum bazı kitapları bu okuma sürecinde yeniden okuyunca fark ettim ki, dönemin ruhunu yansıtan olayları bilmeden sadece bir kurgu okuyor gibi okumak Rus Edebiyatı'nın derinliklerine nüfuz etmeyi zorlaştırıyor.

Rus Klasikleri Okuma Listesini inceleyin>>

Modern Rus Edebiyatı'nın Başlangıcı: Puşkin

Aleksandr Puşkin modern Rus Edebiyatı’nın başlangıcı olarak görülür. Döneminin önemli şairlerinden birisidir, manzum olarak yazdığı Yevgeni Onegin Rus Edebiyatı’nın en önemli eserlerindendir. Fakat Puşkin daha çok Yüzbaşının Kızı ile bilinir.

Roman bir tür olarak geç gelişen edebiyat türlerinden birisi. Artık post-modern romanlarla birlikte başka bir boyuta geçtiyse de mesela şiir gibi kadim bir tür değildir. Puşkin’in Yüzbaşının Kızı romanı, çağımız roman anlayışına yakın ilk Rus romanlarından birisidir.

Rus Edebiyatı Klasiklerini kronolojik olarak okumaya başladığımda Yüzbaşının Kızı’ndan başladım. Tabii okumlara karar vereden önce bir araştırma yapıp, bir strateji belirledim. Puşkin modern anlamda ilk romancısı sayılıyor Rus Edebiyatı’nın o nedenle Puşkin ile başladım.

Puşkin’in bir de “Erzurum Seyahati” isimli, bir nevi “savaş günlükleri” sayılabilecek bir kitabı vardır. 1829 Osmanlı - Rus Savaşı’nda Puşkin, Rus Ordusu’nun vakanüvisi olarak sefere eşlik eder. Erzurum içlerine kadar gelen Rus Ordusu’yla birlikte savaşın gidişatına tanıklık eden Puşkin’in notları çok ilginçtir. Gözlemleri güçlü bir kalem olarak, kendi açımızdan okuduğumuz savaşın bir de “öbür taraf” gözünden değerlendirmesini okumak ilginç oluyor.

Puşkin’in bu eseri aslında Rus yetkilileri çok memnun etmiyor, hatta Puşkin’in bazı “düşmanlıklar” kazanmasına neden oluyor. Savaşı bir Rus Ordusu propagandası olarak değil de edebiyatçı olarak gözlemliyor aslında ve hakkaniyetli tespitler yapıyor, bu da Rus yetkililerin beklentilerini karşılamıyor. Tabii bu “hakkaniyet”i de çok abartmamak gerekiyor, zira her ne kadar gözlemler tarafsız gibi görünse de, Puşkin de döneminin siyasi bakışından azade değil, Çerkes’ler ve Rus olmayan diğer insanlar hakkında, mesela Osetler, Gürcüler, Ermeniler hakkında günümüzde “ırkçı” görülebilecek gözleri söz konusu. Bu gözlemler romanlarında da göze çarpıyor.

0

Rus Edebiyatı'nın Kaynağı: Gogol ve Palto'su

Nikolay Gogol’ü en iyi özetleyen büyük Rus edebiyatçı Dostoyevski’dir. Dostoyevski’nin “Hepimiz Gogol’ün Paltosu’ndan çıktık.” sözü Rus Edebiyatı açısından söylenmiş en iyi sözlerden birisidir belki de. Dostoyevski, mirasını tevarüs ettiği ve tabiri caizse zirveye taşıdığı öncülü edebiyatçılar üzerine düşünmüş ve yazmış bir yazar. Puşkin için de bir anma vesilesiyle yaptığı konuşma en iyi Rus Edebiyatı değerlendirmelerinden birisidir. Bu konuşma “Puşkin Konuşması” olarak da kitaplaştırılmış.

Gogol’ün Palto hikayesi, Rus Edebiyatı’na karakterini veren hikayelerden birisidir. Sıradan bir memurun, bir palto ile olan bağı, dönemin Rusya’sını resmeder, paltonun peşinde yozlaşmış bir yönetimin yozlaşmış bürokrasisinde, dargelirli bir memurun tükenişinin, birçok eleştirmene göre Çarlık Rusya’sının çöküşünün en iyi resmidir.

Rus Edebiyatını kronolojik okumak çok ufuk açıcı oluyor, edebiyatın emekleme aşamasından nasıl bir şahikaya dönüştüğüne tanıklık ediyorsunuz. İkinci en önemli gözlemim ise, bir dehanın, yaşadığı çağı gözlemleyerek nasıl ileriye dönük ürünler verebildiği oldu. Puşkin’de, Gogol’de, şimdi Tolstoy’da bunu gözlemliyorum, bu isimlerin her biri bir deha kuşkusuz.

Palto hikayesinde Gogol Akakiy Akakiyeviç isimli bir memurun hayatından gözlemlerle dönemini müthiş tasvir ediyor ve edebiyatın ancak yüz yıl içinde keşfedip sistematikleştireceği akımların adeta nüvelerini ortaya koyuyor. Palto’da Gogol kadim edebiyat kurallarını uyguluyor.

Aristoteles’in Poetika’sı genel olarak şiir üzerine yoğunlaşmış olsa da, tahkiye yöntemi olarak, hikaye anlatmanın unsurları açısından tüm edebiyat dallarını, hatta sinemayı derinden etkilemiş bir kitaptır. Gogol de Palto’da Akakiy Akakiyeviç’in hayatını anlatırken üstün bir hikaye anlatma yöntemi kullanıyor. Sadece bu değil, 19. Yüzyılın ortalarında Latin Edebiyatı’nın sistematikleştirdiği, Gabriel Garcia Marquez’in eserlerinde artık bir edebi akım olarak tanımlanan, Türk Edebiyatı’nda Hasan Ali Toptaş’ın en iyi temsilcilerinden biri olduğu “Büyülü Gerçekçilik”in ilk nüvelerini de sergiliyor.

0

Okur Dertleri / Büyük Sorular

Çantamtaki Taş

Ödünç verilip de geri gelmeyen kitaplar, kitaplarımız...

En büyük okur derdi sanırım bu, ödünç verilen fakat geri gelmeyen kitaplar...

Kitap meselesini bir "fetiş" haline getirmeme taraftarıyım. Her ne kadar benim de kitap konusunda bazı takıntılarım olsa da, bunu hayatı zindan edecek bir hale getirmek pek mantıklı değil.

Kitap ödünç verme konusunda da bu yönde bir tavır belirlemek hayatı kolaylaştırır diye düşünüyorum. Manevi değeri olan, birinden aldığınız bir hediye, altını çizdiğiniz, notlarınızın olduğu kitapların gidip de geri gelmemesi gerçekten büyük bir dert. Bazı kitaplarımı kaybetmiş olmak beni de halen aklıma geldikçe üzen bir şey. Fakat baskısı bulunan, piyasada halen varolan ve okuma sürecine dair çok da derin anlamları olmayan kitapların gidip de gelmemesini pek dert etmiyorum.

Kütüphaneci gibi, ödünç verilen kitapların excel'e not tutulması, tarihler isimler gibi okumaya pek de faydası olmayan "angarya" işlere girişmek yerine ödünç verme konusunda bir politika belirlemek daha sağlıklı olabilir. Kendi politikam, "asla ödünç verilmeyecek kitaplar" belirleyip, geri kalanı için çok da dertlenmemek şeklinde.

Tabii bu duruma habersiz alınan kitapları katmıyorum, o biraz daha başka ahlaki sorunlara kapı açan bir durum. 

Kitaplığınızın bir bölümünü "asla kimsenin erişiminin olmayacağı" bir raf olarak belirleyip, o raftan ödünç kitap vermemek olmalı. Tüm bu söylediklerime rağmen içiniz rahat etmiyorsa, asla ödünç verilmemesi gereken rafı genişletip tüm kitaplığınız yapabilirsiniz.

Zira kitap ödünç verirken aklınızda olması gereken en önemli şey, ödünç verilen kitabın geri gelmesi istisna, gelmemesi genel kaide olduğunu bilmek olmalıdır. Aksi halde üzülürsünüz.

0

İyi İş - Başarılı Proje - HK Kitap Bülteni

HK Kitap Bülteni ilk iki sayısıyla beklediğimin üzerinde bir ilgi gördü. Sosyal medyanın hızı ve geçiciliği arasında daha uzun vadeli ve derin bir iş yapmış olmak kendiliğinden bir başarı da getirdi. Sosyal Medya eğitimleri veren başarılı kurumlardan birisi olan Medya Akademi'nin blogu için HK Kitap Bülteni özelinde e-bültenler ve e-posta pazarlama üzerine çok iyi bir röportaj yaptık. HK Kitap Bülteni fikri nasıl ortaya çıktı, gelecekte e-posta bültenleri üzerine keyifli bir okuma olacağını düşünüyorum. röportajın tamamına Medya Akademi blogundan ulaşabilirsiniz.

“Harun Kaban Kitap Bülteni” nasıl ortaya çıktı?

Aslında bir ihtiyaçtan doğdu ama bu çevreden gelen bir ihtiyaç değil, kendi ihtiyacımı fark ettikten sonra bu bülten fikri oluştu diyebilirim.

Tabi bir de yeni dünyanın gerekleri olarak yeni medyanın sunduğu imkanların cezbediciliği etkili oldu. Ben aktif olarak okuyan ve yazan birisiyim ve iyi bir süreli yayın okuyucusuyum. Gazetelerin de kitap eklerini takip ederdim.

Türkiye’de kitap bülteni veya kitap dergiciliği pek dünyadaki örneklerine yaklaşamadı, birçok işte olduğu gibi üstünkörü yapıldı. Hep iyi bir kitap bülteni okuma ihtiyacı hissediyordum ve uzun zamandır New York Times’ın online yayınlanan kitap bültenini takip ediyorum. Benzer bir şey yapmak istedim açıkçası. “Neden bizde böyle bir bülten yok?” eleştirisi “O zaman sen yap da görelim!” restine denk geldi, okumak isteyeceğim bir bülten çıkarmaya karar verdim.

Röportajın tamamını okuyun >>
0

Instagram'da beni takip ediyor musunuz? 😊

Instagram hesabımda kitap ve okuma tavsiyeleri yanında, filmlerden kitaplardan alıntılar ve takip etmek isteyebileceğiniz iyi hesaplardan öneriler paylaşıyorum.

Instagram'da Takip Edin
0

Duyuru / Bitirirken...

HK Kitap Bülteni için ilk sayıda görüş ve önerilerinizi beklediğimi ve biraz bu geri dönüşlerle bülteni geliştireceğimi duyurmuştum. Birçok öneri ve eleştiri geldi, aklıma yatanları zaman içerisinde uyguluyorum. Önerilerden bir kısmı yayın periyodu ile alakalı oldu. Birkaç arkadaş "bir ay çok uzun" dedi. Fakat bir ay uzun değil, zira bültenin her sayısının dolu dolu olmasını istiyorum, böyle bir bülteni de haftalık yapmak hem benim için mümkün değil hem de okuyucu için yorucu olur diye düşünüyorum, o yüzden bülten aylık olarak devam edecek. 

Ağustos ayı rehavet ayı olduğu için, bu bülten Ağustos-Eylül bülteni olarak iki aylık oldu, affınıza sığınıyorum.

Öneri ve eleştirilerinizi benimle paylaşmaya devam edin lütfen. 😊

Bülteni Arkadaşlarınıza Tavsiye Edin

HK Kitap Bülteni Eski Sayılar

Harun Kaban

harunkaban@yandex.com

Facebook Instagram Twitter Youtube

Bu e-postayı HK Kitap Bülteni'ne abone olduğunuz için alıyorsunuz.

Unsubscribe

MailerLite